.

.:ANA SAYFA:.
RESIMLERIM
CEP TELEFONU HAKKINDA VE DIGER PROGRAMLAR DOWNLOAD
.:ASK NEDiR:.
MUTLULUK AYRINTILARDA GiZLiDiR
KURAN'DA SEVGi
BANA HALA ASIKMI
BÖYLE SEVMELiSiN
SADECE SENi SEVDiM
HOSCAKAL
ONUN HABERi YOK
ASK DUASI
ASKIN KANUNU
ASK DOGA ECZANESiNDE NASIL ELDE EDiLiR
ASK MESK OLAYLARI
ASK DÜSMANLARI
ASK YANLISLIKLARI
KALBiNiZ KIRILIRSA
iLiSKiDE YAS FARKI
BiTEN ASKLAR
BEYAZ ATLI PRENS
FARKLI DiLLERLE SENi SEViYORUM
EVLiLiK HAKKINDA
CiFT OLDUGUNUZA DAiR 30 KANIT
SAGLIKLI iLiSKi SÜRDÜRMENiN 5 PÜF NOKTASI
99 ÖGÜT
PEKi SEVMEK
KALP KIRIKLIGI
PLATONiK ASK
ASK ACISI
.:ERKEKLERiN DiLi:.
CAPKINLIK YAPMAK iCiN TÜYOLAR
ERKEK SEVERSE
NEDEN ERKEKLERiN %10'U CENNETE GiDER
BU KIZLARI BIRAKIN
ERKEKLERDE iKTiDARSIZLIK
ERKEK iSiM VE ANLAMI
ERKEKTE ANDROLOJiK RAHATSIZLIKLAR
.:BAYAN iSMi VE ANLAMI:.
.:DiYET:.
CERRAHi VE ESTETiK
CiNSELLiK HAKKINDA HERSEY
SiGARANIN SAFDALARI BULUNDU
.:GALATASARAY . SEVGi RESiMLERi VE DiGER:.
UFO RESiMLERi
EMRAH'IN RESiMLERi
BAHA'NIN RESiMLERi
.:RÜYA TABiRi:.
KAHVE FALI SÖZLÜGÜ
BURCUNUZUN ÖZELLiKLERi
FULL ALBÜM MP3'LER
BEDAVA CEP BESTELEYiCi

SAYFAYA GERI DÖN...

SAYFAYA GERI DÖN...

12.jpg

ıÜüHac Görevi!
"HACC'IN TARiFi VE ÖNEMi"
937 HACC'IN LÛGAT MANASI; "Muazzam bir seye" gitmeyi kasdetmektir. Buradaki "Muazzam bir seye" kaydini Ibn-i Hümam meshûr dil alimi Imam-i Sikkit'ten naklederek beyan etmistir.(1) Islâmî Istilâhta; "Niyyet ederek ihrama girmek, Kâbe-i Muazzama'yi usûlü dairesinde tavaf etmek ve vakti mahsusunda vakfe yapmak gibi fiillere hac denir"(2) seklinde tarif olundugu gibi "Dînî rükünlerden bir rüknü edâ etmek için, Kâbe'ye gitmeyi kasdetmektir"(3) seklinde de tarif edilmistir.
938 Kur'an-i Kerim'de: "Süphesiz ki, âlemler için çok feyizli ve ayn-i hidayet olmak üzere konulan ilk ev (Ma'bed) elbette Mekke'de olandir. Orada apaçik alâmetler, Ibrahim'in makami vardir. Kim oraya girerse (taarruzdan) emin olur. O'na bir yol bulabilenlerin, beyti hacc (ve tavaf) etmeleri, Allah'in insanlar üzerindeki bir hakkidir. Kim küfrederse, süphesiz ki Allah onlardan müstagnidir"(4) hükmü beyan buyurulmustur. Hanefi fûkahasi bu Ayet-i Kerimeyi ve Resûl-i Ekrem (sav)'den gelen mütevatir haberleri esas alarak: "Hacc muhkem bir farzdir. Farziyyeti kat'i delillerle sabittir. Haccin farz oldugunu inkâr eden kâfir olur. Gücü yetenlere (Vücûbunun ve edâsinin sarti üzerinde bulunanlara) hayat boyu, sadece bir defa haccetmek farzdir"(5) hükmünde ittifak edilmistir.
939 Imam-i Kasani; Hacc sûresinde yer alan: (Hz. Ibrahim (as)'e hitaben) "Insanlar için hacci ilân et. Gerek yaya, gerek uzak yoldan arik develerin üstünde (süvari) olarak sana gelsinler"(6) seklindeki hükm-i ilâhiyi esas alarak "Buradaki "Insanlar için hacci ilân et!." hükmü, Allahû Teâla (cc)'nin insanlara hacci farz kildigini beyan buyur, manasinadir. Binaenaleyh Resûl-i Ekrem (sav)'den önce de, diger ümmetlere hacc ibadeti farz kilinmistir"(7) buyurmaktadir. Mâlûm oldugu üzere Mekke'de; Kâbe-i Muazzama'yi insâ eden Hz. Ibrahim (as) ve oglu Hz. Ismail (as)'dir. Ibn-i Abidin: "Sahih olan kavle göre hacc, dokuzuncu yilin sonlarinda farz kilinmistir. Onu farz kilan âyet: "Allah için beyti haccetmek insanlar üzerine borçtur" ayet-i kerimesidir. Bu ayet, heyetlerin geldigi dokuzuncu yilin sonunda inmistir"(8) hükmünü zikretmektedir.
940 Ibn-i Abbas (ra)'dan rivayet olunan bir hadisde: "Ibrahim (as) Kâbe'yi bina edip tamamladiktan sonra kendisine: "-Hacc için insanlari davet et" emri verildi. Ibrahim (as): "-Benim sesim onlara ulasmaz" dedi. AllahTeâla hazretleri: "-Sen davet et, sesini duyurmak bana aittir" buyurdu. Bunun üzerine Ibrahim (as): "-Ey insanlar!.. Beyt-i Atiki haccetmeniz size farz kilinmistir" diye nida etti. Bu sözü yerle gök arasinda bulunanlarin hepsi isitti. Görmüyor musunuz? Insanlar en uzak yerlerden icabet edip geliyorlar" denilmistir.(9)
941 Hanefi fûkahasi; haccin sebebinin "Beytullah" oldugu hususunda ittifak etmistir.(10) Ibn-i Abidin: "Sebebi beytullah'tir. Buna delil, ayette "Beytin hacci" diye izah edilmesidir. Zira esas olan, hükümleri sebeblerine izafe etmektir. Nitekim usûl-i fikih'ta izah edilmistir. Sebebi tekrarlanmayan bir vacip tekrarlanmaz. Bir de Müslim'in sahihinde su Hadis-i Serif vardir: "-Ey insanlar!.. Size hacc farz kilinmistir. Öyle ise haccedin!." Bir adam: "-Her sene mi ya Resûlullâh?" diye sordu, Resûlullâh (sav) sustu. Hatta adam sualini üç defa tekrarladi. Bunun üzerine Peygamber (sav): "-Evet desem size vacib olur. Siz de güç yetiremezsiniz" buyurdular. Nehir sahibi diyor ki: "Ayet tekrar lâzim gelmedigine istidlâl için yetiyorsa da -Zira emrin tekrara ihtimal yoktur- neyf neyfin muktezasi ile isbat etmek daha uygundur"(11) hükmünü zikretmektedir. Sahabe-i Kiram'dan bir zat Resûl-i Ekrem (sav)'e: "Ya Resûlullâh!.. Hacc her sene midir, yoksa bir kere midir?" diye sual tevcih ediyor. Resûl-i Ekrem (sav) cevaben: "-Hayir bir kere!.. Birden fazlasi nafile (Tatavvû)'dir"(12) buyurmuslardir. Malûm oldugu üzere; ibadetlerin bir kismi mâlî, bir kismi da bedenîdir. Hacc ise, hem malî, hem de bedenî bir ibadettir. Dolayisiyle iki nimet bir aradadir. Bir mükellefte hem zenginlik, hem de bedeni kudret gibi iki nimet bir araya gelmistir. Dolayisiyla haccini edâ etmek sûretiyle, bu iki nimete de sükretmis olur.(13) Haccin edâsi için gerekli sartlar, taguti güçler tarafindan ortadan kaldirilirsa; mü'minler hem mallariyla, hem de (sihhatli olduklari için) güçleriyle onlara karsi cihad ederler. Kat'iyyen Taguti güçlere boyun egmezler!..
942 Imam-i Azam Ebû Hanife (rh.a) ile Imam-i Yusuf (rh.a) Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Kim hacc etmeyi murad ederse, hemen edâ etmeye gayret etsin"(14) Hadis-i Serifini esas alarak, vücûbunun ve edâsinin sartlari, üzerinde bulunan kimsenin derhal (fevri) bu ibadeti edâ etmesi gerektigini beyan etmislerdir.(15) Hac ibadetinin hayatta bir defa farz oldugunu esas alan Imam-i Muhammed (rh.a) "Hac ibadetinde ömür, namazdaki vakit gibidir. Her ne zaman gidilirse gidilsin "Edâ" denir, kaza denmez. Bu sebeble terahi (genislik) üzere farzdir"(16) buyurmaktadir. Feteva-i Hindiyye'de bu husus su sekilde izah olunmustur: "Imam-i Muhammed (rh.a)'e göre hacc; farz olduktan sonra diledigi zaman edâ etmek (terahi) üzeredir. Hacci farz olur-olmaz acele yapmak ise efdaldir. Hulâsada da böyledir. Buradaki ihtilâf, mükellefin selâmette kalacagina zann-i galibi oldugu zamana aittir. Fakat yaslilik veya hastalik sebebiyle, mükellefin zann-i galibi vefat edecegi noktasinda olursa, fevri olarak edâ etmesi gerektigi hususunda alimlerimiz icma etmislerdir. Cevheretü'n Neyyire'de de böyledir. Bu ihtilâfin günahkârlar için faydali oldugu asikârdir"(17) Imam-i Matûridi (rh.a): "Vakit kaydi bulunmayan her emr-i mutlak; amel noktasindan derhal edâ edilmeye (fevre) hamledilir. Itikad hususunda ise; fevre hamledilmez. Ancak "Fevr veya terahi hususunda muradi ilâhi ne ise, hak o'dur" diye itikad olunur"(18) hükmünü beyan etmektedir. Ölümün ne zaman gelip çatacagi bilinemiyecegi için, haccin vücûbunun ve edâsinin sartlarina haiz olan mükellefin, acele etmesi önemlidir. Esasen bunun efdal oldugu hususunda da ittifak vardir.
943 Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Her kim hacc yolunda ölürse, onun için her yil makbûl bir hacc yazilir"(19) buyurdugu bilinmektedir. Yine bir Hadis-i Serifte; mesrû hiçbir sebeb olmadan terkedenlerin durumu beyan buyurulmustur. Bu Hadis-i Serif sudur: "Her kim ki, kendisini beytûllah'a ulastiracak kadar binegi ve azigi (mali gücü) bulunur da hacci edâ etmezse, Yahudi ve Hristiyan olarak ölmesinde beis yoktur. Bunun sebebi sudur: Allahû Teâla (cc) kitabinda, beytûllahi ziyarete gücü yetenlerin onu haccetmesi, Allah'in insanlar üzerinde bir hakkidir" buyuruyor.(20)
Selam simdilik Hac bu bilgiler vardir (Vaktim pek olmadigindan ama Insallah ileride daha ayrinliti bilgiler eklenecek

 

Dini Terimler!

1- Abdest Nedir?

Dirsekler ile beraber ellerin, yüzün, topuklarıyla beraber ayakların temiz su ile yıkanması ve başın meshedilmesidir.

2- Adak Nedir?
Kişinin dinen yükümlü olmadığı halde, farz veya vacip türünden bir ibadet yapacağına dair Allah’a söz vermesidir.

3- Ahiret Ne Demektir?

Kıyametin kopmasından sonra başlayan ve sonsuza kadar devam edecek olan cennet ve cehennem hayatıdır.

4- Ahkam Nedir? 

Kur’an ve Sünnetin içerdiği dinî hükümlerdir.

5- Ahlâk nedir?

Bir kişinin iyi veya kötü olarak nitelenmesine sebep olan manevî değerleri, huyları ve bunların tesiri ile ortaya koyduğu davranışların bütünüdür.

6- Allah’ın Rızası Ne Demektir? 

Yapılan herhangi bir işten Allah’ın hoşnut olmasıdır.

7- Amin Ne Demektir? 

Yapılan duâ için, “Ya Rabbi Kabul buyur” demektir.

8- Arafat nedir?
Hacı adaylarının “vakfe” yapmak üzere arefe günü toplandıkları, Mekke’nin güneydoğusunda bulunan bir bölgedir.

9- Arş Nedir? 

Mecazî anlamda, ilahî hükümranlık tahtı demektir.

10- Ashâb Ne Demektir? 

Hz.Peygamber’i gören ve onunla sohbet eden müslümanlardır.

11- Aşere-i Mübeşşere Nedir? Ve Kimlerdir? 

Dünyada iken Hz.Peygamber tarafından Cennetle müjdelenen on kişiye Aşere-i Mübeşşere denir.

Bunlar: Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talhâ, Zübeyr, Avf oğlu Abdurrahman, Sa’d, Zeyd oğlu Saîd, Ebû Ubeyde (r.a.) hazretleridir.

12- Aşûre Nedir?
Kameri takvimin birinci ayı olan Muharremin onuncu gününe verilen isimdir.

13- Ayet Nedir? 

Kur’an-ı Kerim’de durak işaretleri arasındaki cümle ya da ifadelerdir.

14- Berat nedir?
Borçtan, suç ve cezadan kurtulmaktır. Günahlardan kurtulmaya vesile olan Şaban ayının onbeşinci gecesine de Berat gecesi denir.

15- Beytullah Ne Demektir? 

Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri Kâbe’nin diğer adıdır.

16- Bid’at nedir?
Dinin aslından olmadığı halde dindenmiş gibi algılanan şeylerdir.

17- Câiz Nedir? 

Yapılması dinen yasak olmayan şeydir.

18- Cami ve Mescid Nedir? 

Müslümanların toplu halde veya tek başına namaz kılıp, ibadet ettikleri umuma açık mübarek mekanlardır.

19- Cennet, Cehennem, Sırat-ı Müstekîm, Berzâh Ne Demektir? 

Cennet; Allah’ın emirlerine uyup yasaklarından sakınanların konulacağı ebedi mükafat yeridir.

Cehennem; kafirlerin sürekli olarak kalacakları azap yeridir.

Sırat-ı Müstakîm; Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de beyan ettiği dosdoğru yoldur.

Berzah; ölümle kıyamet arasındaki zaman dilimidir.

20- Din Nedir?
Hür iradeleriyle inanan akıl sahibi insanları, en iyiye, en doğruya, en güzele ve ebedî mutluluğa ulaştıran ilahî kanunlar bütünüdür.

21- Dört Büyük Kitabı Biliyor musunuz?
Dört büyük kitab: Tevrât, Zebûr, İncil ve Kur’an’dır.

22- Dört Büyük Meleği Biliyor musunuz? 

a) Cebrail: Allah’tan vahiy getiren melektir.

b) Mikail: Evrendeki tabiat olayları ve canlıların rızıkları ile görevli melektir. 

c) İsrafil: Kıyametin kopması ve insanların kabirlerinden kalkması için “Sûr”a üflemekle görevli melektir. 

d) Azrail: Canlıların ruhlarını almakla görevli melektir.

23- Duâ Nedir? 

Kulun istek ve arzularını uygun bir üslupla Allah’a arzetmesidir.

24- Ebedî ve Ezelî Ne Demektir? 

Ebedî, sonu olmayan; ezelî ise başlangıcı olmayandır.

25- Ecel Ne Demektir? 

Allah’ın takdir ettiği ömrün sona erdiği andır.

26- Ecir Nedir? 

Yapılan güzel ameller karşılığında Allah’ın kullarına verdiği mânevî mükafattır.

27- Esmâ-i Hüsnâ Nedir?

Yüce Allah’ın en güzel isimleri anlamına gelir.

28- Ezan Nedir? 

Namaz vakitlerinin girdiğini bildirmek üzere müezzin tarafından okunan ve özel sözlerden oluşan dini bir davettir.

29- Farz Nedir? 

Dinen yapılması kesin olarak istenen şeydir.

30- Fasık nedir? 

Allah’ın emir ve yasaklarına riayet etmeyen kimseye denir.

31- Fıkıh Nedir? 

Kişinin amel yönünden faydasına ve zararına olan şeyleri bilmesidir.

32- Fidye Nedir?

Meşru mazeretler sebebiyle bazı ibadetlerin yapılamaması veya ibadet sırasında eksikliklerin oluşması sebebiyle yerine getirilmesi gereken dinî yükümlülük.

33- Fitne nedir?

İyi veya kötü şeylerle deneme, manevî çöküntü, sosyal kargaşa ve kaos demektir.

34- Fitre Nedir?

Ramazan Bayramına kavuşan ve dinen zengin sayılan Müslümanların, kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler için fakirlere vermeleri gereken belli miktarda mal ya da paradır.

35- Gusül Nedir?

Ağızı, burnun içini ve bütün bedeni yıkamaktır.

36- Günah Nedir? 

Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı olan amel, söz ve davranışlardır.

37- Hadis Nedir? 

Hz.Peygamberin sözleri veya O’nun fiil ve onaylarının sözle ifadesine denir.

38- Haram Nedir? 

Dinen yapılması kesin olarak yasaklanan şeydir.

39- Haşr Nedir? 

Bütün canlıların yeniden diriltilerek mahşerde, hesap vermek üzere toplanmasıdır.

40- Hatim Nedir?
Kur’an-ı Kerim’in baştan sona kadar orijinalinden okunup bitirilmesidir.

41- Hayır Nedir?

Hayır, Yüce Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olan güzel amellerdir.

42- Helal Nedir? 

Yapılıp yapılmaması konusunda dinî bir hüküm bulunmayan şeylerdir.

43- Hicret Nedir?

Hz. Muhammed’in Miladî 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç etmesi olayıdır.

44- Hilye-i Şerif Nedir? 

Peygamber Efendimizin dış görünüşünü ve vasıflarını anlatan eserlere verilen addır. “Hilye-i Saâdet” de denir.

45- Hurâfe Nedir?

Akla ve ilme aykırı olan ve hiçbir temeli bulunmayan batıl inançlar ve uygulamalardır.

46- Hutbe Nedir? 

Cuma ve Bayram günlerinde camilere gelen müminleri, dinî konularda aydınlatmak üzere hatibin yaptığı konuşmadır.

47- İbadet Nedir?

Allah’a gönülden, isteyerek yönelmek ve karşılığında sevap vadedilen dinî görevleri ve amelleri Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla yerine getirmektir.

48- İcmâ Nedir?

Hz.Peygamber’in vefatından sonra, herhangi bir asırda, bütün İslam müçtehitlerinin, dînî bir konuda ortak hüküm vermeleridir.

49- İçtihat Nedir?

Müçtehidin herhangi bir dînî mesele hakkında bir hükme ulaşabilmek için belli tekniklere başvurarak bütün gücünü harcaması demektir.

50- İftar Nedir?

Oruç açmaktır.

51- İhram Nedir?

Hac veya umreye niyet eden bir kimsenin, diğer zamanlarda mübah olan bazı davranışları belirli bir süre boyunca kendisine yasaklamasıdır. Bu amaçla giyilen şeye de aynı ad verilir.

52- İhsan Nedir?

İnsanlara iyilik etmek, yararlı ameller işlemek ve “Allah’ı görüyormuş gibi, O’na ibadet etmek” demektir.

53- İlahi Kudret Nedir?

Yüce Allah’ın gücü ve kuvvetidir.

54- İlâhî Ne Demektir?

Tasavvuf Edebiyatında Allah ve Peygamber sevgisini dile getiren şiir türünden dizelerdir.

55- İlk Müslümanlar Kimlerdir?

İlk Müslümanlar Hz.Hatice, Hz.Ali, Zeyd b. Hârise ve Hz.Ebu Bekir’dir.

56- İlk Vahiy Peygamberimize Ne Zaman Gelmiştir.

İlk vahiy, Miladî 610 yılında, Hz. Peygamber, kırk yaşında iken, Mekke yakınındaki Nûr Dağı’nda ve Kadir Gecesi’nde gelmiştir.

57- İmam-Hatip Kimdir?

Cemaate namaz kıldıran ve hutbe okuyan kimse demektir.

58- İman Nedir? Veya İnanç Nedir?

Hz.Peygamber’in, Allah’tan getirdiği kesin olarak bilinen hükümlerin doğruluğunu kabul ve tasdik etmektir.

59- İmsak Nedir? 

Oruç niyetiyle yeme, içme ve cinsel ilişki gibi orucu bozan şeylerden uzak durmaktır.

60- İrşâd Nedir?

Müslümanlara doğru yolu göstermek ve onları dinî görevleri hakkında aydınlatmaktır.

61- İslam Nedir?

Allah’ın, insanlara Peygamberi Hz.Muhammed (s.a.v.) vasıtasıyla gönderdiği son ilâhî dinin adıdir.

62- İsrâ Nedir?

Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)’in bir gece Allah tarafından Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürülmesidir.

63- İtâat Nedir?

Allah’ın emirlerine uyup, yasaklarından sakınmaktır.

64. İtikad nedir?

İnanma, gönülden tasdîk etme demektir. İtikadî konular denilince, iman esasları akla gelir.

65- İzar nedir?

Hac veya Umre yapmak üzere ihrama giren erkeklerin belden aşağısını kapatmak üzere büründükleri örtüdür.

66- Kâbe nedir?

Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri Mekke’deki Mescid-i Haram’ın içinde bulunan, Hz.İbrahim ile oğlu Hz.İsmail (A.S.) tarafından inşa edilmiş olan mukaddes ma’bettir.

67- Kaç Çeşit İbadet Vardır? 

İbadetler bedenî, malî ve hem bedenî hem malî İbadetler olmak üzere üç çeşittir.

68- Kader Ne Demektir?

Yüce Allah’ın ezelden ebede kadar meydana gelecek olayları, bunların zamanını, yerini, miktarını ve niteliklerini ezelî ilmi ile bilip takdîr etmesidir.

69- Kâfir Kime Denir?

İslam dininin temel esaslarını kabul etmeyen, Hz.Peygamber’in, Yüce Allah’tan getirdiği kesin olarak bilinen hususları inkar eden kimsedir.

70- Kaza Ne Demektir?

Yüce Allah’ın ezelî ilmiyle takdîr ettiği şeylerden her birinin zamanı gelince o takdire uygun olarak yaratmasıdır.

71- Kelime-i Şehadet Nedir?

“Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ederim” anlamındaki, “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühü” ifadesidir.

72- Kelime-i Tevhit Ne Demektir?“

Allah’tan başka ilâh yoktur, Muhammed O’nun elçisidir” anlamındaki “Lailâhe illâllah, Muhammedürresûlullah” ifadesidir.

73- Kıble nedir?

Müslümanların namaz kılarken yöneldikleri taraf, Kâbe cihetidir.

74- Kırâat Nedir? 

Namazda Kur’an-ı Kerim’den bir miktar okumak demektir.

75- Kıyam Nedir?

Namazda ayakta durmak demektir ve namazın farzlarından biridir.

76- Kıyamet Ne Demektir?

Yüce Allah’ın belirlediği zaman gelince kâinat düzeninin bozulup yıkılması ve dünyanın sonunun gelmesidir.

77- Kıyas Nedir?

Kur’an ve Sünnet’te hükmü açıkça belirtilmeyen bir meselenin hükmünü, aralarındaki ortak nitelik dolayısıyla, hükmü açıkça belirtilen diğer meseleye göre açıklamaktır.

78- Kirâmen Kâtibîn Nedir?

Her mükellef insanın yaptığı bütün işleri kayda geçiren yazıcı meleklerin adıdır.

79- Kul Nedir?

Allah’ın hüküm ve tasarrufu altındaki tüm insanlar demektir.

80- Kur’an-ı Kerîm’de Kaç sûre Vardır?

Kur’an-ı Kerîm’de 114 sûre vardır.

81- Kurban Nedir?

Allah’a yakın olmak ve rızasına ermek için ibadet niyetiyle kurbanlık bir hayvanı kesmektir.

82- Kürsü Nedir?

Camilerde vaizlerin va’z sırasında oturdukları yüksekçe yerdir.

83- Mahşer Ne Demektir?

Öldükten sonra dirilen insanların toplanacağı yerdir.

84- Meâl nedir?

Her yönüyle aynen aktarılması mümkün olmayan bir sözün başka bir dile yaklaşık olarak çevirisidir. Özellikle Kur’an tercümeleri için kullanılmaktadır.

85- Mekruh Nedir?

Dinen yapılmaması zannî delille istenen şeydir.

86- Melek Ne Demektir?

Allah’ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren, gözle görülmeyen nûrânî varlıklardır.

87- Mevlid Nedir?

Doğum zamanı demektir. Peygamberimizin doğumu ve bunu anlatan eser anlamında kullanılır.

88- Mi’rac Nedir?

Peygamberimizin, Kudüs’deki Mescid-i Aksa’dan, Yüce Allah’ın, manevî huzuruna yaptığı yolculuğun adıdır. Dinî literatürde, Recep ayının 27. gecesi “mîrac gecesi” olarak bilinir.

89- Mihrap Nedir? 

Cami, mescid ve namazgâhlarda kıble yönünde bulunan ve İmam-Hatibin namaz kılarken durduğu bölümdür.

90- Minber Nedir? 

Camilerde İmam-Hatiplerin cuma ve bayram hutbesi okudukları basamaklı yüksekçe yerdir.

91- Mîzan Ne Demektir?

Mahşerde hesap görüldükten sonra herkesin amellerinin tartılacağı ilahi adalet terazisidir.

92- Mucize Ne Demektir?

Peygamberlerin, peygamber olduklarını ispat için Allah’ın izni ile gösterdikleri hiçbir insanın benzerini yapamayacağı harikulade hallerdir.

93- Mukâbele Nedir?

Kur’an-ı Kerim’i, birinin yüzünden veya ezbere okuması, diğerlerinin de onu takip etmesidir.

94- Mukaddesât Nedir? 

Dinimizce kutsal kabul edilen değerlerdir.

95- Mushaf Ne demektir?

Kur’an-ı Kerim’in, Fatiha Sûresi ile başlayıp Nâs Sûresi ile bittiği şekliyle iki kapak arasında toplanmış haline mushaf denir.

96- Mü’min Kime Denir?

Allah’a, Hz.Peygamber’e ve O’nun haber verdiği şeylere gönülden inanıp, kabul ve tasdîk eden kimsedir.

97- Mübah Nedir?

Dînen yapılıp yapılmaması serbest bırakılan şeydir.

98- Müezzin-Kayyım Kimdir?

Namaz vakitleri girince ezan okuyup, cami ve cemaatle ilgili hizmetleri gören kimsedir.

99- Müfsid Ne Demektir?

Usûlüne uygun olarak başlanmış bir ibadeti bozup, geçersiz hale getiren herhangi bir davranıştır.

100- Müftü Kimdir? 

Dinî konularda fetva vermeye yetkili olan kimsedir.

101- Mükellef Ne Demektir?

Dinî hükümleri yerine getirmekle yükümlü olan kimse demektir.

102- Münâcât Nedir?

Allah’a sessizce duâ etmek, yalvarmak ve niyaz etmektir. Dua içerikli şiirlere de münacât denir.

103- Münafık Kime Denir?

Kalben inanmadığı halde, dili ile mümin olduğunu söyleyen kimsedir.

104- Münker Nekir Nedir?

Kabre konulan kimseye “Rabbin kim?, Peygamberin kim?, Dinin nedir?” diye soru soran meleklerin adlarıdır.

105- Müstehab veya Mendup Nedir?

Hz.Peygamber’in bazen yaptığı, bazen de yapmadığı dini içerikli işlerdir.

106- Na’t Nedir? 

Peygamber Efendimizi övmek maksadıyla yazılan şiir türüdür.

107- Nafile, Kaza Nedir? 

Nafile; farz, vacib ve sünnet ibadetlerin dışında sevap kazanmak için yapılan tüm ibadetlerdir.

Kaza; vaktinde yerine getirilememiş olan farz bir ibadetin vaktinden sonra yerine getirilmesidir.

108- Nebî veya Resûl Ne Demektir?

Allah’tan vahiy yoluyla aldığı emir ve yasakları insanlara ulaştırmakla görevli olan seçkin insandır.

109- Nisap miktarı ne demektir?

Dînen zengin sayılmanın ölçüsüdür.

110- Niyâz Nedir?

Duâ etmek demektir.

111- Niyet Nedir?

İnsanın bir şeyi yapmaya kalben ve zihnen karar vermesidir.

112- Orucun Kazası Ne Demektir?

Vaktinde tutulamayan oruçların daha sonra gününe gün olarak tutulmasıdır.

113- Orucun Kefareti Nedir?

Ramazan’da mazeretsiz olarak kasten orucu bozmanın cezası olarak peş peşe tutulan altmış gün oruçtur. Buna gücü yetmeyenler altmış fakiri sabahlı akşamlı doyururlar.

114- Oruç Kimlere Farzdır?

Oruç ergenlik çağına ulaşmış, akıllı ve Müslüman olan herkese farzdır.

115- Öşür Nedir?

Tarım ürünlerinden onda bir ya da yirmide bir oranında verilen zekattır.

116- Peygamberimiz Hz.Muhammed Ne Zaman Doğmuştur?

Peygamberimiz Hz.Muhammed Miladî 571 yılında, Rebîulevvel ayının on ikinci gecesi seher vaktinde dünyaya gelmiştir.

117- Peygamberlerde Bulunan Temel Nitelikler Nelerdir?

Sözünde ve özünde doğru, her yönüyle güvenilir, günahlardan korunmuş, üstün akıl ve zeka sahibi, Allah’tan aldığı vahyi insanlara aynen ulaştırma peygamberlerin temel nitelikleridir.

118-Rab Nedir?

Yaratan, nimet veren ve terbiye eden anlamına gelir ve Yüce Allah’ın güzel isimlerindendir.

119-Rahman ve Rahîm Ne Demektir? 

Allah’ın güzel isimlerinden olup çok merhamet eden, esirgeyen ve bağışlayan demektir.

120-Rahmet Nedir?

Allah’ın, yaratıklarına merhamet etmesi ve lütufta bulunmasıdır.

121- Regâib Nedir?

Rağbet olunun şey ve bol ihsan demektir. Örfümüzde Recep ayının ilk Cuma gecesi olarak bilinmektedir.

122- Rekat Nedir? 

Namazın kıyam, rükû ve secdelerinden oluşan her bir bölümüdür.

123- Rida nedir?

Hac veya umre yapmak üzere ihrama giren erkeklerin belden yukarısını kapatmak üzere büründükleri örtüdür.

124- Ru’yet-i Hilâl Ne demektir?

Kamerî ayların başlangıcını belirleyen Hilal’in görülmesidir.

125- Rükû Nedir?

Namazda eller dizlere erecek ve sırt ile baş, düz bir satıh oluşturacak biçimde öne doğru eğilmektir.

126- Sa’y nedir?

Hac ya da Umre yaparken Kâbe yakınlarında bulunan Safâ ile Merve tepeleri arasında, dört gidiş üç geliş olmak üzere yedi defa gidip gelmektir.

127- Sadaka Nedir? 

Zekat dışında ibadet niyetiyle fakirlere yapılan yardımlardır.

128- Sahur Nedir? 

İkinci tan yeri ağarmasından az önceki vakit ve bu vakitte yenen yemektir.

129- Salih Amel Nedir?

Yapılması Allah ve Peygamberi tarafından istenen, fert ve toplum için faydalı işler ve davranışlardır.

130- Secde Nedir?

Namaz kılanın, ayak parmaklarını, dizlerini, ellerini, alnını ve burnunu yere koyması ile oluşan durumdur.

131- Sehiv (Yanılma) Secdesi Ne Demektir?

Yanılma, unutma veya dalgınlık gibi haller nedeniyle namazın farzlarından birinin ertelenmesi, vaciplerinden birinin terk edilmesi veya ertelenmesi durumunda namazın sonunda yapılan secdedir.

132- Sevap Nedir?

Allah’ın emir ve yasaklarına uygun olan amel, söz ve davranışlardır.

133- Sûre Nedir?

Kur’an’ın, birbirinden besmele ile ayrılan her bir bölümüdür.

134- Sünnet Nedir?

Peygamber Efendimiz’in yaptığı ve müslümanlardan da yapılmasını istediği dinî görevlerdir.

135- Şirk Ne Demektir?

Allah’a ortak koşmak demektir. Bu da Allah’tan başka ilah edinmek veya O’ndan başkasına ibadet etmek şeklinde olur.

136- Şükür Nedir?

Nimetleri Allah’ın verdiğini bilip O’na şükranda bulunmaktır.

137-Taassup Nedir?

Herhangi bir delile dayanmadan, bir fikre körü körüne bağlanmaktır.

138- Tahiyyata oturmak Ne Demektir?

Namazların ikinci ve son rekatından sonra tahiyyât duasını okuyacak kadar bir süre oturmaktır.

139- Takvâ Nedir?

Allah’ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten sakınmaktır.

140- Tavaf nedir?

Hacer-i Esved’den başlayarak, Kâbe’yi sola almak suretiyle, yedi defa Kâbe’nin çevresinde dönmektir.

141- Tebliğ Nedir?

Peygamberlerin getirdikleri ilahî mesajın insanlara aynen ulaştırmalarıdır.

142- Tefsir nedir?

Kur’an-ı Kerim’i usûlüne göre açıklamak ve yorumlamak demektir.

143- Tekbîr ve Tesbîh Nedir

Tekbir, “Allâhuekber”, Tesbih de, “Sübhânallâh” demektir.

144- Terâvih Namazı Nedir?

Ramazan ayına mahsus olmak üzere, yatsı namazından sonra kılınan sünnet bir namazdır.

145- Teşrik Tekbiri Ne Demektir? 

“Allâhüekber, Allâhüekber, Lâilâhe illallâhü vallâhüekber, Allâhüekber ve lillâhi’l-hamd” demektir.

Kurban Bayramının arifesinde sabah namazından başlayıp, Bayramın 4. günü ikindi namazına kadar 23 vakitte, farz namazların sonunda teşrik tekbiri getirmek vâciptir.

146- Tevbe Ne Demektir? 

Kişinin işlemiş olduğu günahlardan pişmanlık duyup Allah’a yönelmesi ve günahları terk etmesidir.

147- Tevekkül Nedir?

İnsanın, her konuda kendine düşen görevleri yerine getirdikten sonra sonucu Allah’a bırakmasıdır.

148- Tevhîd Nedir? 

Allah’ın var ve bir olduğuna inanmaktır.

149- Teyemmüm Nedir?

Abdest ya da boy abdesti almak için su bulunmadığı veya bulunup da kullanma imkanı olmadığı durumlarda, niyet edilerek temiz toprak veya toprak cinsinden bir şeye elleri sürüp yüzü ve kolları meshetmektir.

150- Vâcib Nedir?

Dinen yapılması zannî delillerle istenen hükümlerdir.

151- Vahiy Nedir?

Yüce Allah’ın dilediği şeyleri peygamberlerine, özel yolla bildirmesidir.

152- Vaiz Kimdir?

Dinî konularda insanları aydınlatma görevi yapan ve bu amaçla va’z eden kimsedir.

153- Vakfe nedir?

Zilhicce Ayının 9.ncu gününde hac için ihramlı olarak Arafat’ta bulunmadır.

154- Vitir Nedir?

Yatsı namazından sonra kılınan üç rek’atlık vacip namazdır.

155- Yemin Kefareti nedir?

Yeminini bozan bir kimsenin on fakiri sabah akşam doyurması ya da giydirmesi veya bunlara gücü yetmeyenin üç gün peş peşe oruç tutmasıdır.

156-Yeryüzünde İlk Mabed Neresidir?

Yer yüzende ilk mâbed, Kâbe-i Muazzama’dır.

157- Zekat Nedir?

Dinen zengin sayılan müslümanların, belirli yerlere sarfedilmek üzere, mallarından vermekle yükümlü oldukları belli bir paydır.

 

Dini Hikayeler!

YAHUDININ SELAMI

Resuli-Ekrem (.s.a.a)'in esi Ayse, Resul-i Ekrem (s.a.a)'in huzurunda oturmustu ki, Yahudi bir adam içeri girdi. Girdigi anda Selam un aleykum yerine
- Essamu aleykum' yani 'ölüm üzerinize olsun'dedi. Uzun sürmedi, baska biri daha geldi. O da selam yerine
- Ölüm üzerinize olsun' dedi. Bunun tesadüf olmadigi malumdu. Resul-i Ekrem (s.a.a)'i dille incitmek için yapilan bir plandi. Ayse çok öfkelendi, ve
- Ölüm sizin üzerinize olsun...' diye bagirdi.
Resul-i Ekrem (s.a.a) buyurdu:
- Ey Ayse küfür etme, küfür sekillenirse en kötü ve çirkin bir biçimde mücessem olur. Yumusaklik ve sabirli olmak, her neyin üzerine konursa, onu güzellestirir, süsler ve her seyin üzerinden kaldirilirsa güzelligini azaltir. Niçin sinirlenip öfkelendin?
Ayse:
- Görmüyor musun ya Resulullah'in, bunlar küstahlik ederek, utanmadan selam yerine ne diyorlar?
- Evet, görüyorum onun için bende, 'Aleykum' yani 'sizin üzerinize olsun' diye cevap verdim, bu kadari kafiydi.'

ALIN TERI

Imam Kazim (a.s) kendi tarlasinda çalismakla mesguldü. Fazla faaliyet Imamdin bütün vücundan terler akitmisti bu arada Ali ibni Ebi Hamza-i Bata ini geldi imamin yanina, ve o manzarayi görünce:
- Kurban olayim, niçin bu isi baskalarina birak miyorsun? diye sordu.
- Niçin baskalarina birakayim? Halbuki benden daha üstün kisiler bile, daima bu gibi islerle mesgul olmuslardir.
- Allah'in elçisi, Emirülmü'minin ve bütün ecdadim. Esasen tarlada çalismak ve ziraatla mesgul olmak Peygamberlerin, peygamber vasilerinin ve Allah'in seçkin kullarinin basta gelen, en önemli adetlerinden biridir.
(1)

ALLAH'IN BERATI

Rufaî tarikatina mensup müridlerden biri bir gün kendisine çok güvenerek cezbe halindeyken söyle dua etti:
- Ya Rabbi Cehennemden azat olduguma dair bu aciz kuluna bir belge gönder.
Aradan çok geçmedi, gök yüzünden beyaz bir kâgit geldi. Alip baktilar ki, kâgitta hiçbir yazi yok. Kâgidin geldigini görerek sevinen o mürid, içinde bir yazi olmadigini görünce çok üzüldü, mükedder bir vaziyette durumu seyhine anlatmak üzere kâgidi Ahmed Rufai Hazretlerine götürdü.
Ahmet Rufaî Hazretleri kâgidi eline alip bakinca kendinden geçti ve sükür secdesine vararak:
- Ey bari Hûda, sana hamd ü senalar olsun. Bu zayif kulunun müridlerinden bir kimseye böyle bir berat göndermek serefine eristirdin, dedi.
Müridler:
- Efendim dediler. Biz orada bir yazi görmüyoruz, siz ise bu sahsin cehennemden azat oldugunu nasil anliyorsunuz? dediler.
O:
- Ey benim müridlerim ve sadik dostlarim, kudret eli siyah yazmaz, siz buradaki yaziyi göremiyorsunuz, bu kâgidin üzerindeki yazi nurdan kalemle yazilmistir, buyurdu.
(2)

Yeterki Kalbi irilmasin

Bir hükümdarın  pek çok cariyeleri vardı. İçlerinde pek güzel dilberler bulunmasına rağmen, siyah bir cariyeye daha fazla alaka ve sevgi gösterirdi. Diğerlerinin bunu çekemediğini fark eden padişah, bir gün kendilerine üzeri mücevheratla süsülü birer kristal bardak vermişti. Manevi değeri yanında maddi kıymeti de pek yüksek olan bu bardakları ellerinde tutan cariyeler, hayranlıkla bakarlarken padişah:

- Herkes elindeki  bardağı yere vurup kırsın, demişti. Güzel cariyeler hediyelerini sinelerine bastırarak:

- Efendimizin bu kadar değerli bir hediyesini nasıl kırabiliriz! dediler. Siyah cariye ise padişahın emrini, hiç tereddüt etmeden ve vakit kaybetmeden der'akab yerine getirdi. Barfdak yere çarpılmış ve param parça olmuştu. Padişah siyah cariyeye hitaben:

- Diğer cariyelerim bu kadar kıymetli bardağı kıramadıkları halde sen neden kırdın? dedi. Siyah cariyenin verdiği cevap ise çok takdire şayandı:

- Bana efendimin kalbi lazım, kadehin ne kıymeti olabilir. Yeterk ki onun kalbi kırılmasın!

Hükümdar, bu cevabın içerisinde diğerlerine gereken dersi vermiş  bulunuyordu.

Yüzü güze fakat özü çirkin bir kadın, kocasının kalbini kırmaya devam ettikçe, kalbte açtığı yaraya güzellik olamaz. (1)

YETİŞ YÂ RESÛLALLAH!

Ebû Abdullah Merrakûşî hazretleri, Resûlullah efendimizi vesîle ederek Allahü teâlâdan bir şey istemek, Resûlullah efendimizin yardım ve şefâatlerine kavuşmak husûsunda bir eser yazdığı esnâda başından geçen bir hâdiseyi şöyle nakletti:

"1239 senesinde Sader kalesinden seçkin bir cemâatle berâber çıktık. Yanımızda bize kılavuzluk eden biri vardı. Bir müddet gittikten sonra suyumuz tükendi. Durup su aramaya çıktık. Ben de bu arada ihtiyâcımı görmek için gittim. Bu sırada müthiş bir şekilde uykum geldi. Nasıl olsa giderken beni uyandırırlar deyip, başımı yere koydum. Uyandığımda kendimi çölün ortasında yapayalnız buldum. Arkadaşlarım beni unutup gitmişlerdi. Yalnızlıktan büyük bir korkuya kapıldım. Çölde sağa sola yürümeye başladım. Nerede bulunduğumu, nereye gideceğimi bilemiyordum. Her taraf dümdüz kumdu. Az sonra hava karardı. Yolculuk yaptığımız kâfileden hiçbir iz yoktu. Ben, gece karanlığında yapayalnızdım. Korkum daha da şiddetlendi. Telâşla daha süratli yürümeye başladım. Bir müddet gittikten sonra, çok susamış ve yorulmuş bir hâlde yere düştüm. Artık hayâtımdan ümîdimi kesmiş, ölümümün yaklaştığını hissetmeye başlamıştım. Susuzluk ve yorgunluktan, ızdırap ve elemim son haddine varmıştı. Birden aklıma geldi. Gece karanlığında:
"Yâ Resûlallah! Yetiş! Senden Allahü teâlânın izniyle yardım etmeni istiyorum!" diye inledim.
Sözümü bitirir bitirmez, birinin bana seslendiğini duydum. Sesin geldiği tarafa baktığımda; gece karanlığında, etrâfına ışıklar saçan, bembeyaz elbiseler giyinmiş, o zamâna kadar hiç görmediğim bir kimsenin beni çağırdığını gördüm. Bana yaklaşıp, elimi tuttu. O ânda bütün yorgunluğum ve susuzluğum kayboldu. Yeniden doğmuş gibi oldum. Ona canım birden ısınıverdi. Elele bir müddet yürüdük. Hayâtımın en tatlı anlarından birini yaşadığımı hissettim. Bir kum tepeciğini aşınca, berâber yolculuk yaptığım kâfilenin ışıklarını görüp, arkadaşlarımın seslerini duydum. Onların yanlarına doğru yaklaştık. Benim bindiğim hayvan en arkada onları tâkib ediyordu. Birden gelip önümde durdu. Bineğimi önümde görünce, sevinç çığlıkları attım. Ben bağırınca, benimle gelen zât elini elimden çekti. Daha sonra elimden tutup bineğime bindirdi.
Sonra da;
"Bizden bir şey isteyeni ve yardım talebinde bulunanı boş çevirmeyiz." diyerek geri dönüp gitti. O zaman onun Resûlullah efendimiz olduğunu anladım. O, geri dönüp giderken, çevresine yaydığı nûrların gece karanlığında göğe doğru yükseldiği görülüyordu. O, gözümden kaybolunca, birden aklım başıma geldi;
"Nasıl olup da ben, Resûlullah efendimizin elini ayağını öpmedim." diye çırpındım. Ama iş işten geçmiş, fırsat elden kaçmıştı.

YILANDAN KAMÇI

Sabahın erken saatlerinde, iki atlı arkadaş yola çıkmışlar. Fakat iki kişiden birisi âmâ imiş. Giderlerken âmâ olan şahıs, attan aşağıya kamçısını düşürmüş. Fakat itimad edemediği için, öbür arkadaşına da kamçının düştüğünü ve yerden almasını söylememiş, kendisi inip aramaya karar vermiş, inmiş atından el yordamıyla kamçıyı aramış, derken, kendi kamçısını bulamamış ama eline ondan daha güzel yumuşak bir şey geçmiş. Bu kamçı daha güzelmiş diyerek alıp atına binmiş. Fakat o kamçı diye bulup aldığı kamçı değil gecenin soğuğundan hareketsiz hale gelmiş bir yılanmış ve o âmâ gözleri görmediği için onu kamçı sanarak almış.

Derken biraz sonra hayli ilerlemiş olan arkadaşına yetişmiş. Arkadaşı sormuş:

-Yahu neredesin? diye... Âmâ cevap vermiş:

-Kamçımı düşürmüştüm, gerçi düşürdüğüm kamçıyı bulamadım ama, ondan daha güzel ipek kaplamalı bir kamçı buldum, işte demiş.

Tabii gözleri gören adam anlamış onun yılan olduğunu ve arkadaşını ikaz etmiş: .

-At o elindekini, o" kamçı değil, soğuktan hareketsiz hale gelmiş bir yılandır. Biraz sonra ısınırsa sokar seni, demişse de âmâ inanmamış ve:

-Sen yalan söylüyorsun, bana attırıp sen alacaksın değil mi?, diyerek yılanı elinden bırakmamış;

Biraz sonra, havalar ısınıp yılanın sırtı kızdıktan sonra harekete geçen yılan, adamın müsait bir yerinden sokup zehirlemiş ve adamı mahvetmişti. Yılan soktuktan sonra adamın aklı başına gelmiş ama, iş de işten geçmiş tâbi...

İşte böyle, adamın hakikati görecek gözü yok, kendisine yol gösterenlere de inanmaz, tabii ki sonu hüsran olacak.

YIKILAMAYAN TÜRBE

Nevşehir - Göreme yolu üzerinde bir türbe vardı.Hasan Baba Türbesi.  Nevşehir Belediyesi, şehrin çıkışındaki yolu genişletme gayesiyle, bazı tadilâtlar yaptı. Bu arada yolun genişletilmesi ve gidiş - gelişli bir yolun yapılmasına da karar verilmişti. Yol yapımı türbenin bulunduğu yeri de' içine alıyor ve türbenin yıkılması icab ediyordu. Fakat bir gün Belediye Başkanına bir şikâyet geldi.

Bazı işçiler ellerinde kazma olduğu halde türbeyi yıkmak istiyorlar, fakat yıkamıyorlardı.

Bu hâdise üzerine halk ve belediye başkanı türbenin bulunduğu mevkie geldiler ve elleriyle türbeyi yıkmak istediler. Fakat Allah Teâlâ, onun yıkılmasına müsaade etmediği takdirde nasıl yıkacaklardı. Türbeyi yıkmak için kazmayı alıp da elini kaldıran işçilerin elleri, halkın bakışları arasında havadan inmiyor ve adam yıkmaktan vazgeçip geri çekildiği zaman ise, hiçbir şey yokmuş gibi eski haline avdet ediyordu.

Bu durum karşısında, Belediye türbeyi yıkmaktan vazgeçti ve gidiş - gelişli yol türbenin sağından ve solundan erilerek türbe iki yolun ortasında kaldı.

Halkın, tevekkülü, çalışkanlığı ve üstün ahlâkı ile çok sevdiği ve hürmet gösterdiği bir velî idi. Sohbetleri ve güzel ahlâkı ile insanlara çok faydalı olmuştur. Gariplerin, yetimlerin ve hastaların yardımına koşar, onlara her yönden destek olurdu.

Hasan Baba, bir gün dostlarından birisi vefât etmek üzere iken başında bulunup ona duâ etmişti. Hasta son anlarını yaşadığı sırada armut istemişti. Mevsim kıştı. Dışarda şiddetli tipi vardı. O mevsimde armut bulmak mümkün değildi. Hastanın başında bulunan yakınları ne yapacaklarını şaşırarak, Hasan Baba'nın yüzüne bakıp;

-Bize yardımcı ol, ne yapalım, hastanın bu arzusunu yerine getiremeyeceğiz." dediler.

Hasan Baba çâresiz kalan ve çok üzülen bu insanlara;

- Üzülmeyiniz, buluruz. Allahü teâlâ bir imkân ihsân eder. Biraz bekleyin, diyerek dışarı çıktı.

Kısa bir müddet sonra elinde küçük bir armut dalı ile içeri girdi. Armut dalı üzerinde yemyeşil tâze yapraklar ve olgunlaşmış sapsarı armutlar vardı. Sanki yaz mevsiminde dalından kırılmış gibi idi. Hastanın başında bulunanlar bu hâli görünce, bu işin Hasan Baba'nın bir kerâmeti olduğunu anladılar. Ona olan derin muhabbetleri ve gösterdiği yakın alâka hepsini ağlattı. Armutları verip, hastanın gönlünü hoş ettiler. Hasta kısa bir süre sonra vefât etti.

Yakinda.....

Namazın Kılınışı!

Akıl ve baliğ olan yani erginlik çağına gelen her müslümanın hergün beş vakit namaz kılması farzdır. Bir namazın vakti gelince, bu namazı kılmaya başladığı vakit, kılması farz olur. Kılmadı ise, vaktin sonunda, yanî vaktin çıkmasına, abdest alıp namaza başlayacak kadar zaman kalınca, kılması farz olur.
Özrü yok iken kılmadan vakit çıkarsa, büyük günâh olur. Özrü olanın da, olmıyanın da, kazâ etmeleri farz olur. Yeni müslüman olana önce namazın şartlarını öğrenmek farz olur. Öğrendikten sonra, kılması da farz olur.
Beş vakit namaz, kırk rek'at eder. Bunlardan onyedi rek’ati farzdır. Üç rek’ati vâciptir. Yirmi rek’ati sünnettir. Şöyle ki:
Sabah namazı Dört rek'attir. Önce, iki rek'at sünneti, sonra iki rek'at de farzı kılınır. Bu sünnet, çok kuvvetlidir. Vâcip diyenler de vardır.
Öğle namazı On rek'attir. Önce, dört rek'at ilk sünneti, sonra dört rek'at farzı, farzdan sonra da iki rek’at son sünneti kılınır.
İkindi namazı Sekiz rek'attir. Önce, dört rek'at sünneti, sonra dört rek'at farzı kılınır.
Akşam namazı Beş rek'attir. Önce üç rek'at farzı, sonra iki rek'at sünneti kılınır.
Yatsı namazı Onüç rek'attir. Önce, dört rek'at sünnet, sonra dört rek'at farz, sonra iki rek'at son sünnet, bundan sonra üç rek'at, Vitir namazı kılınır.
İkindi ve yatsının ilk sünnetleri, “Gayr-i müekkede”dir. Bunların ikinci rek'atlerinde otururken, Ettehiyyâtü... den sonra, Allahümme salli alâ... sonra... Bârik alâ... sonuna kadar okunur. Ayağa kalkınca, üçüncü rek’atte, önce Besmele çekmeden, Sübhâneke... okunur, hâlbuki, öğle namazının ilk sünneti “Müekked”dir. Yanî, kuvvetle emrolunmuştur. Sevâbı daha çoktur. Bunda, birinci oturuşta, farzlarda olduğu gibi, yalnız Ettehiyyâtü okunup, sonra üçüncü rek’at için, hemen ayağa kalkılır. Kalkınca, önce Besmele çekip, doğruca Fâtiha okunur.
Birinci rek’at, namaza durunca, diğer rek'atler ayağa kalkınca başlar ve tekrar ayağa kalkıncaya kadar devam eder. Son rek'at ise, selâm verinciye kadar devam eder. İki rek’atten az namaz olmaz. Akşamın farzı ile vitirden başka, her namaz, çift rek’atlidir. İkinci secdeden sonra, çift rek’atlerde oturulur.
Herbir rek’atte namazın farzları, vâcipleri, sünne tleri, müfsidleri ve mekrûhları vardır

Kurban Kesimi!
"Rabbin için namaz kil ve kurban kes"
KURBAN HAKKINDA GEREKLI ILMIHAL BILGILER

Kurbani kesmek kimlere vacip
Kurban kesmenin vakti
Kurbanin sarti ve kurban edelebilen hayvanlar
Ortak kurban kesmek
Kurban kesmenin hükmü
Kurbani kime kestirmek gerek
Kurbanin günleri geçerse
KURBAN EDILECEK HAYVANDA ARANAN VASIFLAR
KURBANIN POSTU ve BUNA BENZER SEYLERI HAKKlNDA YAPILMASI UYGUN OLAN ISLEMLER
YANLISLIKLA BASKASININ KURBANINI KESMEK
AKIKA KURBANI

KURBAN HAKKINDA GEREKLI ILMIHAL BILGILER
"Udhiye" ve "dahiye" Kurban Bayrami güinlerinde kesilen hayvanin ismidir. Kurban da denilir. Kurban kelimesi de Arapça olup. kendisiyle Allah'a yaklasilan seydir. Udhiyenin çogulu "edahi" dahiyenin çogulu da "dahaya" gelir. "Zebaih" bunu da içine alici oldugu için "udhiye"nin burada, anilmasi gerekli olmustur. Kurban kesmeye tedhiyye denir ki, taat niyetiyle kendine mahsus vakitte yine kendine mahsus hayvani kesmek. yani zebh yahut nahretmekten ibarettir ,
Kurban kesmenin sifati. sarti. sebebi. vakti. rüknü. hükmü vardir.
Kurban kesmenin sifati :
Vücubdur. Hadis-i serifte: .Hali vakti yerinde olup da kurban kesmeyen kimse bizim namaz kildigimiz yere yaklasmasin. (ibn Mace. Edahi buyurulmustur. Bu gibi asiri ceza ile tehdit ancak vacibin terkine ait olur. Vacip olan kanin akitilmasidir. Kurbani canli olarak tasadduk etmekle uhdesinden düsmüs olmaz.
Kani akitlidiktan sonra etini tasadduk etmek müstehaptir. Edilmese de olur . Kurban kesmenin sartlari: Islam, hürriyet, ikamet, sahibinin ser'an zengin sayildigi servettir .
Müslüman olmayana, hür olmayana, mukim olmayana kurban kesmek vacip olmadigi gibi sadaka-i fitir nisabma sahip olmayana da vacip degildir. Ikamet, sehirde. köyde ve kirda mukim olmaya samildir ki. misafir olmamak demektir. Nisaba malik olmayanlann kurban kesmesi nafile oldugu gibi. Mekkeli olmayan hacilar misafir oldugu için onlann kurban kesmesi de nafiledir. Hacc-i kiran ve temettu kurbani kesmek vaciptir. Nitekim Hac Kitabi'nda geçmistir.
Kurban kesmenin vacipliginde erkeklik sart olmadigi için. nisaba malik olan her kadina da kendi parasiyla kurban kesmek vaciptir. Kurban kesmenin sebebi:
Vakittir. Vakit tekerrür ettikçe kurban kesmenin vacipligi de tekerrür eder.
Kurban kesmenin vakti :
Nahr günleridir ki. Zilhicce'nin onuncum on birinci ve on ikinci günleridir.En faziletli olani ilk günüdür Sehirlerde bayram namazindan sonra, köylerde ve göçebelikte fecrin do-gusundan sonra kurban kesilir. çünkü bu sonuncularin bayram namazi yoktur. Kurbani gece kesmek mekruhtur. Kurban kesmenin rüknü :
Kesilmesi caiz olan hayvani kesmekten ibarettir.
Kurban olmak üzere kesilmesi caiz olan hayvan üç çesittir : Deve, sigir. koyun ve keçidir. Bunlarin erkegi ve disisi kurban olur. Devenin ve sigirin disisi. koyun ve keçinin erkegi efdaldir. Tavuk, horoz ve etleri yenilen vahsi hayvanlar kurban edilemez Devenin ancak bes seneligi. sigirin (inek. öküz, manda) iki seneligi koyun ve keçinin bir seneligi kurban kesilir . Bilhassa koyunun gösterisli olan alti aylik da yeterlidir. Bir koç veya teke ne kadar yasli ve gösterisli olsa da bir kisiden fazlasina kurban olamaz.
Bir deve veya sigir yedi kisiye kadar ortaklik kabul eder . Sarti : Ortaklarin hep ehl-i kurbet olmalari ve ancak kurban kasdiyla istirak etmis bulunmalaridir .
EhI-i kurbet olmak", ehl-i islam olmak demektir: Çünki kurbet taattir. Taat da Islam iledir. Içlerinde Müslüman olmayan. yahut kurbandan baska gayesi oIan : Mesela et almak veya ticaret yapmak kasdiyla istirak eden oIursa, kan akitma (iraka) parçalanma kabul etmeyeceginden hiçbirininki kabul oImaz.
Ortakligin satin almadan önce olmasi evladir. Hür bir Müslümanin kurban etmek üzere satin aldigi bir deve veya sigira ehl-i kurbetten alti kimse sonradan dahi istirak edebilir. Kurban kesmenin hükmü :
Dünyada vacibi yerine getirmek ve ahirette Allah'm luff-u keremi ile sevaba kavustnaktir.
KURBAN EDILECEK HAYVANDA ARANAN VASIFLAR
Kurbanlik hayvanin keçi veya disi olmasinda beis olmadigi gibi, boynuzlu veya boynuzsuz, yahut boynuzu biraz kirik veya husyesinin buruk olmasinda dahi beis yoktur Asagidaki ayiplardan beri olmasi lazimdir :

1 -Körlük,
2 -Tek gözlülük,
3 -Dissizlik,
4 -Kulaksizlik,
5 -Kesilecek yere yürüyemeyecek kadar topal veya hasta,
7 -Kemikleri içinde iligi kalmamis derecede zayiflik,
8 -Kulaginin veya kuyrugunun yaridan fazlasi, yahut meme basilarinin kopmus olmasi.
Zikredilen ayiplardan biri ile ayipli olan hayvan kurban olamaz. Kurban, ayipsiz olarak satin alinmis olup da zikrolunan ayiplardan biriyle satin alan kisi yaninda sonradan ayipli olma durumunda, alan kisi zengin ise onun yerine baskasini kurban eder. Fakir ise o kurban yeter.
Fakire kurban vacip olmadigindan satin alma esnasinda ayipli olan kurban bile ona kafi gelir (Bkz. Dürrül.Muhtar).
Kurban, fakirin satin almasiyla gerçekleseceginden, kayip veya çalinmis olduktan ve yerine digeri kesildikten sonra ortaya çikmasi halin de fakir onu da keser. Zengine kestigi kurban yeter (Bkz. Dürrü.I-Muhtar)
Kurbanlik hayvan nezredilmek veya kurban kesmek gayesiyle satin alinarak belirlenmisken. kurban günlerinin geçmesiyle kesilmemis olmasi halinde, mevcut ise aynen, zayi olmus ise kiymeten tasadduk edilir. Hüküm gelecek seneye intikal
etmez .
Kurban kesen kimse kurbanin etinden hem yer, hem de yedirir . Yedirdigi kimse fakir de olmayabilir. Kurban eti geriye birakilmak üzere saklanilabilir de. Uygun olan tasadduk da etmek ve tasadduk edilenin üçte birden az olmasidir. Zira infakta bulunanlar için bolluk üzere dagitmayip alikoymak da mendup olur (Bkz. Dürrül-Muhtar).
Kurbani elinden gelirse kendi eliyle kesmek menduptur . Elinden gelmiyorsa yaninda bulunarak baskasina kestirir. Kurbani ehl-i kitaba kestirnek mekruhtur
KURBANIN POSTU ve BUNA BENZER SEYLERI HAKKlNDA YAPILMASI UYGUN OLAN ISLEMLER
Kurbamn postu tasadduk olunur yahut ondan kalbur dagarcik. sofra seccade veya kürk edinilebilir. Keçinin tulumu çikarilarak ondan kirba veya kova yaprlir ; yahut post istifade edilecek demirbas bir esya ile degisttirilir (Mübadele).
Kurbanm gerek eti, gerekse postu satilip da parasi alinir veya demirbas olmayan bir esya ile degistirilir ise kiymeti tasadduk edilir Ondan kasap ücreti de verilmez.
Kurbani kesmeden önce tüyünü kirpmak mekruhtur. Eger kirpmis ise onu tasadduk eder. Kestikten sonra tüyünü yolup veya kirkip kullanabilir .
Kurbanlik hayvanin siitiinden de faydalanmak mekruh olur .
YANLISLIKLA BASKASININ KURBANINI KESMEK
Iki kimse hata edip, her biri digerinin koyununu kurban etse, kesilen hayvan kesenin kurbani olmak üzere caizdir ve bedelini ödemek gerekmez . Mevcut ise onlardan her biri kendi kurbanini alir. yenilmis ise birbirleriyle helallesirler. Eger benimki daha büyüktü yahut benimki daha semizdi diye cimrilik edelirse her birinin digerine etin kiymetini ödemesi ve alin diktan sonra tasadduk etmeleri gerekir.
AKIKA KURBANI
"Akika" -ki Islami ismi nesikedir ; dogan çocugun yedinci günü basi tiras edilerek kesilen kurbandir. Dogan çocugun basindaki ana tüyü demek olan "akika" o kurbana isim olmustur. Onlardan birine kiz (dogumu) müjdesi verilince, kendisi pek öfkeli olarak, yüzü simsiyah kesilir.. (Nahl, 16/58) ayet-i kerimesi delil oldugu üzere cahiliye Araplari kiz çocugu istemedikleri ve hatta bazilari ve'd bile ettikler için, akikayi erkek çocuga yaparlar ve çocugun bas tüylerini tiras da edip, akikanin kanini çocugun basina sürerlerdi.
Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri bu adet-i cahiliyeyi, kurbani Allah'a sükür olarak kiz çocuguna dahi tesmil ve çocugun basina kan sürmeyi, zaferan sürmeye ve tüylerinin agirliginca tasadduk etmeye çevirmistir. Akika sözünü de onda mülahaza olunan ukuk manasindan dolayi (nesike)ye tahvil buyurmuslardir.
Hanefi fikhinin mütedavil kitaplarinda akika bahsi görülemez. Fetava-i Hindiye'nin Kerahiyet Kitabi'nin yirmi ikinci babinda su kadarcik malumat verilmistir : Oglan ve kiz çocugu için akika -ki dogumunun yedinci günü bir koyun veya keçi kesip zirafet vermek ve çocugun saçini tiras etmektir- mübahtir. Ne sünnet: ne de vaciptir. Kender'nin Kitabu'1-Veciz'inde böyledir. Imami Muhammed akika hakkinda: isteyen yapar, isteyen yapmaz.. demistirki, bu mübah oldugunu ifade eder. Artik onun sünnet o1dugu söylenemez. Camiu's-Sagir.de : "Ne oglan ve ne kiz çocuguna akika edilmez" denilmek1e onun kerahetine isaret edilmistir. Bedeyius-Sana'nin Kitabti'1-Udhiye'sinde böyle zikredilmistir. Tenkih-i Hamidiye'nin Zebaih'nde Sirac ve Hac'dan olan naklin de de: .Akika meselesi nafiledir. "Dileyen yapar, dileyen yapmaz" denilmek1e beraber Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için nesike olarak bir koç; kurban ettikleri de zikrolunmustur .
Safi ulemasmm kitaplarinan Mizan-i serani'de açik1andigina göre, akika kurbani
Imam Malik ve Imam Safii'ye göre miistehap.
Imam Ebu Hanife'ye göre miistehap degil, mübahtir.
Imami Ahmed b. Hanbel'den iki rivayetin meshur olanima göre sünnet. diger rivayete göre vaciptir.
Eimme-i Selase, çocuk erkek olursa erkegin mirasi ve sehadeti iki kat oldugu gibi onun akikasida iki koyun; kiz olursa bir koyun oldugunu söylemislerdir, Imam Ma1ik'e göre erkek çocuga da akika kiz çocugunda oldugu gibi bir koyundur.
Imam Safii ve Ahmed'e göre çocugun selametini tefeüllen. yani selamette olacagini ümit ederek "akika"nm kemikleri kirIimayip, büyük büyük parça olarak pisirilmesi müstehap olup, digerlerine göre, aksine çocugun tevazuunun artmasi ve beseriyet atesinin sönmesini ümit ederek; akikanin pisirilmesinde kemikleri kirmak müstehap olur .
Camius-Sagir'in hadislerinden anlasildigina göre, çocugun nesikesi, dogumunun yedinci, yahut on dördiincii veya yirmi birinci günü kesilir.
Tenkih-i Hamidiye'de söyle zikredilmistir: Dogumdan buluga kadar nesike vaktidir. Dogumun yedinci günü efdaldir. .Nesike, kurban gibi sabah1eyin kerahet vakti çiktiktan sonra. günün baslangicina kesilir. Kemigi kirilmayarak pisirilir ; sonra tasadduk olunur; yenir ve yedirilir. Budu anneye verilir. Çocuklugunda akika kurbani kesilmeyen kimse, kendisi için kesebilir.
Kaynak : Mehmet Zihni Efendi'nin Nimet-i Islam isimli eserinden.
"...Her kim hadislerimden 40 tanesini belleyip baskasinada ögretirse :
ALLAHU TAALA :onu kiyamet gününde bilginler ve fakihler arasinda diriltsin..."